13 Ekim 2011 Perşembe

Asagidaki yazida kendinizden bir seyler bulunuz

Bir seslenis dusundum ama bulamadim simdi. Aklima Adile Nasit'in uykudan oncesi geldi. Tek tek isimleri sayarken bu gece "pinar" diyecek mi diye bekledigim bir iki gece olmustur. Sanki ismimi soylerse o iyi geceler bana dilenecek ve uykum gercekten de daha iyi gececekmis gibi. Cocukluk cok garip.

Hafif hafif ayak seslerini hissettiginiz gibi bu galiba romantik bir yazi olacak. Havadan dolayi da olabilir, yagmurlu, puslu. Kis aylarini yaz aylarindan daha cok sevdigimi bir ara yazmis miydim bilmiyorum. Bana ruzgar deyin, yagmur deyin, soguk deyin..Yorgan mevsimi acilinca kendimi neselenmis hissediyorum. Hem sivrisinek de yok.

Cocukken İskandinav koltuk denilen koltuk takimlari vardi, ahsap, hatirlayanlariniz vardir. Gecirdigim en guzel zamanlari TV'de sik sik gorunen necefli masrapa gorseli ardindaki piyano sesi esliginde, o koltuklardan birinin ahsap koluna kursun kalemle cizdigim piyano tuslarina parmaklarimi yerlestirip calisyor gibi yaparak gecirirdim. Cok kucuklugumden beri piyano, keman bilumum muzik aleti calmak icin kendimi yipratmis bir insanim. Tabi ki hic kemanim olmadi. 25 yasindan sonra muzik okumaya baslayip yedi bela bir piyano hocasina catip, binbir guclukle satin aldigim piyanomu satmaya kadar uzanan nefrete yakin surec disinda piyanoyu hep sevdim. Uzunca yillardir barok flutler favorim. Bir sonraki dogum gunumde tenor blok flut rica ediyorum. Mumkunse Hohner marka ve ahsap olsun.

Bu arada en son dogum gunumde rica ettigim hediyeleri getiren arkadaslarima tesekkuru borc bilirim.

Yoga dersi vermeye ve kamp kamp gezmeye tam gaz devam ediyorum. En son ekledigim, kampta dans pozuyla epey idare etti bu sayfalar biliyorum, belki bu yazinin sonuna baska bir fotograf daha koyarim. Simdilik dort gozle bekledigim onumuzdeki bayramdaki Likya kampi. Fethiye. Matimin icine mayomu da koydum gun sayiyorum.

Bu aralar en cok dusundugum konulardan biri kliseler. Kiliseler degil, onu ayrica dusunuyorum. Klise, yani boyle belli bir toplulukta tanimlanmis kaliplasmis bicimler, haller. Mesela yeni entel kliseleri hakkinda uzun uzun dusunuyorum, gorduklerimi yorumluyorum, elimde degil. Skinny pantolonlar ve kocaman cerceveli numarali gozlukleri ben de begeniyorum, ama bunun bir kesime dair prototiplesme yarattigi hissi ve gozlemi ile uzak duruyorum. Hepimizin hayatinda elvan gazozu, kirmizi rugan pabuclar ve arap kizi sakizi olmustur, bir cogumuz Aroma seftali icerek neselendik, ama simdi tum bunlardan soz etmek, gecmise dair ozlem vurgulamalari da belli bir moda akimi gibi bir sey haline geldi.  Simdide yasayip simdide gibi davranmamaya ozentili bir yeni akim var. Romantik soylemlerin arasina osmanlica kelime sikistirmayi seviyorlar, ingilizce ve fransizca biliyorlar. Bu kelimeler bazılarından duyulduğunda durum ve içinde bulunulan hissedişlere göre, (aslında kullanan kişiye göre) cok orijinal ve cekici gelebilir itiraf ediyorum, ama simdi uyan uymayan herkesin dilinde olunca olmuyor. Her kelime herkese yakışmıyor ama herkes özenti bir biçimde herşeyi hemencik üstüne yapıştırıveriyor. Apple dolu yaşamlarda geçmişe özlem dozu artarak biçimlenmiş şeyler (things) şimdi çok moda.

 Demek istedigim, modern entel kendi jargonunun kitabini karman corman bir corba tadinda yaziyor. Sen skinny pantolon giy, kocaman cerceveli gozlukler tak, Elvan gazozunu ortak nokta hissiyle calkalayip costur, sonra başkalarından duyduğun ama aslında yeni kullanır olduğun yapıştırma kelimelerin var oldugu cumleler kur. Olmuyor, olamiyor. Artık büyüdük ve bir nesil zaten aynı şeyleri severek büyüdü; herkes küçük prens okudu ve rugan ayakkabı giydi ve içine simit kırıntısı tükürdüğü Elvan gazozu içti. Dünyanın yarısı Apple ürünleri ile coşarken, Apple sevenlerin ayrı bir dünyası varmış gibi davranmak artık geride kalmalı mesela. Özgünlük kavramı azınlıkla da sınırlı bir durum, artık hiçbir şey o kadar da özgün kalamıyor. Ve hiçkimse de kolay farklılaşamıyor. Aynı şeyleri giyen, aynı şeyleri seven aynı şeylerden söz eden kocaman bir güruh halinde yaşıyoruz.

Sunu cok sevdim:




Hipstırt. Guzel bir kelime. izleyince kendinizden bir seyler buldugunuza eminim. Cunku moda bu.

Konudan konuya atlamis gibi olmayayim, fakat son donem dusundugum seylerden biri de su: merak etmeyen kadin ne demek?

Dun kardesim bana bir arkadasini tarif ederken "ya o merak etmeyen  turde bir kadin" dedi. Kis kis guldum, ama icten. Simdi bu blogu tesadufen, oyle, boyle okuyan tum erkeklere acikca sesleniyorum; merak etmeyen kadin yoktur arkadaslar, merakini yenebilen ya da gostermeyen kadin vardir. Her kadinin meraksiz cool durusu bir yere kadar. Ayrica merak etmek ayip bir sey degil, bol bol merak edebilirsiniz. Zaten sosyal medya bize merak ettigimiz herkesi ve herseyi istemedigimiz kadar detayi ile ogrenme firsatini sunuyor. Biz bizzat merak edilen konulari herkesin avucunun icine veriyoruz bu ekranlarda. Mesela simdi benim blogu bastan asagiya okuyan birileri, cocuklugumun gectigi bahceyi biliyor. Gizlimiz saklimiz kaldi mi?

Corba gibi bir romantik olacagini dusunup hafif kıro devam eden yazimi sonlandirmaya karar verdim. Pat diye.

Skinny pantolonlu gencler, mutlu hafta sonlari. Benim de bir tane yesil renkte var. Fakat motor kullanirken olmuyor o pantolonlar. Motorum var mi? Hayir. Zaten motora karsiyim. Ama fantazi dunyam genistir.

Best wishes

Pinar

3 yorum:

pLn dedi ki...

cok sevdim:)

dilşad kırselioğlu dedi ki...

canim benim pazarlama blogumda hipsterlar ile ilgili aciklayici bir yazim var. bakmak istersen adresi:
pazarlamadatrendler.blogspot.com

eline saglik gene pek enfes olmus. operim.

Dilşeno dedi ki...

sonuç olarak being a dickhead's cool!:))))))))))